12 Aralık 2007 Çarşamba

aşk-ın

Hangi düşü, düşüncesi sevilesi yazmıştı acaba bunu İstiklal Caddesi üzerindeki o duvara da düş(ün)cemdeki birkaç duvarın sarsılmasına aracı olmuştu.
 
Tekillik isimli yazımı aslında yaşamın, zaman-mekanda 4 farklı devrimden oluşan bir süreci gittikçe büyüyen ölçeklerde ardı sıra tekrarlayan bir evrim oluşu düşü(nü)şü üzerine kurmuştum. (D)evreleri güncellemeyi denersem:

- Türevlenerek çeşitlenme
- Etkileşim pekiştirme ve berkitme
- Tümlevlenerek bir(lik)leşme
- Can-lanma, parçalardan aşkın üst düzey bilişsel farkındalık(lar) oluşturma

Ön-ermeler ve (mutlu) aşk gibi yazılarda çeşitli noktalar etrafında yaklaşık olarak açmayı denediğim aşk’ın, bu evrimin itici gücü gibi göründüğü düşü(ncesi)ne düşmeye başladım o duvar yazısıyla karşılaşmamdan beri. Ve atomlardan moleküllere, moleküllerden arkaik virüslere, arkaik virüslerden hücrelere, hücrelerden organizmalara, organizmalardan – bizlerden – kim bilir neye yaşamı (d)oldurup (t)aşkınlaştıranın aşk olduğunu düş(ün)mek bana nedense iyi geldi :)

Hiç yorum yok:

iZ-LeYiCiLeR

e-PoSTa iLe İZ-Le