9 Ağustos 2014 Cumartesi

Uyan ey (anti-)AKPci

Cumhurbaşkanlığı seçimine bir gün kala sosyal medya hepten katlanılmaz oldu. Anti-AKPcisinden de gına geldi, AKPcisinden de,, 


Önce Anti-AKPci arkadaşlara seslenelim, uyanın artık: 

- RTE’nin seçilip, seçilememesi sadece kendisi için ölüm kalım meselesi. Onun temsil ettiği ideoloji – liberal muhafazakarlık, muhafazakar demokratlık, tekno-muhafazakarlık,, vs – onun gidişiyle birdenbire ortadan kaybolacak bir şey değil. Bu ideoloji, zenginleşen Anadolu Kaplanları ve fakirleşen Müslüman seçmen arasındaki hızla artan ekonomik uçurumu önemsizleştirmek için sürekli yeniden üretilmeye muhtaç. Yeni bir karizmatik lider ortaya çıkarana kadar biraz geriler belki. Ama inanın ideologlarının yeni bir Büyük Usta bulması, sosyal demokratların yeni bir Karaoğlan bulmasından kat be kat daha kolay. Bu yüzden, RTE’nin iktidarda nasıl devrileceği değil, temsil ettiği ideolojinin toplumda nasıl zayıflatılacağı önemli olan. Zaten el ele verip, RTE’yi devirmek, onu ölümsüzleştirebilir bile. Devirememek ise hem güçlendirir, hem de ölümsüzleştirir. 


- Anlamamak istemiyorsunuz ama bu ideoloji ne gerici, ne de dinci. RTE, cumhurbaşkanı olursa Şeriat falan getirmeyecek. Onun dindar nesil diye bağırıp, çağırması seçmeninin gözünü boyayan bir şov sadece. Kemalist Kurucu İrade, aklı önceleyen ve toplumu keskin bir şekilde yeniden yapılandıran bir modernleşme planlamıştı, tutmadı. Kapitalizm, toplumsal bir dirençle karşılaştı. Milletin Muhafazakâr Adamları bunu gördü, deneyimi önceleyen ve toplumu yumuşak bir şekilde yeniden yapılandıran alternatif bir modernleşme planladı. Bu o kadar tuttu ki, AKP döneminde toplumsal dönüşüm giderek hızlandı ve Kurucu İdare’nin bile hayal edemediği bir hal aldı. Şimdi neo-Kapitalizm, sürtünmesiz ortamda hareket edercesine rahatlıkla eklemleniyor her şeye Türkiye’de. Bu bağlamda, anlamlı bir AKP eleştirisi, anlamlı bir modernleşme eleştirisi gerektiriyor. Gericilik yapıştırması değil! 


- Türkiye’de polis terörünü Gezi Direnişi sırasında AKP icat etmedi: Kürtlere, Alevilere, Solculara,, vs on yıllardır neler yaşadıklarını sorabilirsiniz. İktidarda kendine bu ölçüde zenginlik devşiren ve partisine bunu aktaran ilk lider de maalesef RTE değil. Mustafa Kemal’in resmi mal varlığına ve CHP’ye miras bıraktıklarına bakıp, karşılaştırabilirsiniz. Ya da İttihat ve Terakki Cemiyeti idaresinde gayri-Müslim’lerden kalanlarla zenginleşen ve Cumhuriyet’in kuruluşunda önde gelen diğer isimlere… Toplumu Sünni’leştirme programının mucidi de mevcut iktidar değil. Diyanet’i onlar kurmadı, onlar daha zengin yaptı. Köy kanuna Diyanet’in görevlendireceği bir imam eşliğinde cami şartını da onlar getirmedi; onlar camilerin sayısını arttırdı. Türkiye’de halkın nasıl giyinip, nasıl yaşayacağına da ilk kez karışılmıyor. Yapmak istediğim kimseyi aklamak değil. Demek istediğim, AKP’ye itiraz etmek için önce Türkiye’deki hakim Devlet Aklı’na itiraz etmek gerektiği. Yoksa itirazınızın hiçbir makul desteği bulunmaz. 


- AKP seçmeni, RTE’ye kömür ya da makarna dağıttığı için tapan cahil bir koyun sürüsü değil. AKP tabanının çekirdeğindeki bazıları ona taparcasına bağlıdır, doğrudur. Fakat oldukları kadar fakirken, oldukları kadar cahilken, oldukları kadar güçsüzken,, vs herkese tepeden bakabilecek bir makama gelebilene tapar sadece halk. Gün boyu çekilen sefil yaşamın ıstırabını dindiren uyuşturuculardan birisi de uyumadan önce o kişinin yerine kendini koyarak hayal kurabilme özgürlüğüdür zira. Patronlarını zenginleştirirken kendilerini ölüme terk etse bile maden işçileri seve seve gidebilir bu yüzden başbakanın mitinglerine. Bu bağlamda, RTE’nin ya da kendisine oy verenlerin kimlik ve kişiliklerine saldırmak beklendiği gibi bir işe yaramıyor. Aksine, bu saldırılar toplumda bir koruma refleksini tetikliyor ve AKP’ye çekirdek tabanından çok daha geniş bir kitlesel destek sağlıyor. Doğru olan halkı bu kadar fakir, bu kadar cahil, bu kadar güçsüz,, vs bırakan yerleşik sistemin bütününe saldırmaktır. 


Şimdi sıra AKPci arkadaşlara geldi, siz de uyanın artık: 

- RTE’nin cumhurbaşkanı seçilememesi sandığınız gibi bir Vatan-Millet-Sakarya meselesi değil. Başka türlüsü. AKP eski statükoyla sadece kendine yetecek kadar hesaplaştı ve sonunda an’laştı: askeri vesayet artık iktidara karşı diklenmiyor ama hala gazetecilere ayar veriyor, davalara müdahale ediyor, yasa-dışı eylemler planlıyor. Hem de bu sefer iktidar destekli olduğu için daha da güçlü. Artık Türkiye sınırlarındaki camilerin değil, komşu ülkelerdeki türbelerin bombalanması konuşuluyor. Artık etnik ve din kökenli kanlı çatışmalar teşvik edilerek yurt içi değil, tüm Orta Doğu kontrol edilmek isteniyor. İttihat ve Terakki döneminde olduğu gibi, Kürtlere yine ihtiyacı var derin devletin. Milliyetçi bir ulus kurma projesi değil, emperyalist ve oryantalist bir neo-Osmanlıcılık şimdi peşinden koşulan. Doğu Anadolu’da PKK ve Hizbullah’a değil, Suriye’de ÖSO’ya, Irak’ta IŞİD’e göz yumuluyor. Bu sefer onlarca, yüzlerce değil, binlerce masum ölüyor. 


- AKP’nin temsil ettiği muhafazakâr ideoloji size dair kılık kıyafet dışında hiçbir şeyi muhafaza etmiyor. Aksine, sizleri değiştirip, dönüştürecek yegâne güç o. Ormanları kesen, dereleri zehirleyen, köyleri şehre katan, mahalleye alış-veriş merkezi diken, küçük esnafı bitiren, orta direği merkezden çepere göç ettiren, memuru ve işçiyi köleleştiren,, vs güç. Ve bu güç, iddia edildiği gibi büyük bir Türkiye vadetmiyor. Çılgın kentsel dönüşüm projeleriyle müteahhitlerin fethettiği müstakbel TOKİ Cumhuriyeti’nde siz şimdikinden daha da küçük olacaksınız. Siz büyümedikçe de, bu ülke büyümeyecek. Arsadan rant, atamadan torpil bekleyenlerin Allah’ın adını dillerinden düşürmemesine kanmayın. Onlar sadece kendi çıkarlarını muhafaza etme derdinde. Allah’ın Din’i, size neo-Kapitalistler’i takip etmenizi – doğayı katledip, ayetlerini yok etmenizi; mazlumu hor görüp, fakirleştirmeyi, zalimi hoş görüp, zenginleştirmeyi; emretmiyor! 


- AKP her liberal muhafazakâr parti gibi, devlete ele geçirene kadar liberaldi. Artık onun için önemli olan insan değil, devlet. RTE de her ne kadar halk ağızıyla konuşursa konuşsun, Millet(in) adamı falan değil, sapına kadar Devlet Adamı. Onun millete vurgu yapıp durması, halka vurgu yapıp duran Kemalistlerden daha ılımlı (!) şekilde toplumu yeniden biçimlendirmesine bir gönderme sadece. Toplumun yüzde kırk beşinin bile değil, MÜSİAD’ın, Anadolu Kaplanları’nın, TÜRGEV’in,, çıkarları önemli onun gözünde. Ve her Devlet Adamı gibi onun için de devletin nüfusu, devletin bekası için her gerektiğinde yeniden ayarlanabilecek bir parametre. Kendisine oy kazandıracağından emin olmadığı sürece bir değil, bin çocuğun devlet tarafından öldürülmesine bile itiraz etmiyor. Aksine devletin tüm tetikçilerine sahip çıkıyor. AKP serüveniyle bir süre özgürlükçü bir gömlek giymiş gibi gözükmüşse de, 28 Şubat’tan önce bu konuda her nasıldıysa, hala daha öyle. 


- AKP karşıtları, komplo teorilerinde size anlatıldığı gibi dış mihrakların ajanı, vatan haini, darbe yanlısı ya da bölücü falan değil. Hepsi, sizden ne bir eksik, ne bir fazla, bu vatanın evladı. Hiçbir anne-baba, başbakanı protesto ederken polis tarafından öldürülsün ve başbakan zor durumda kalsın diye çocuklarını eyleme göndermez. Hiçbir güç odağı da onları buna zorlayamaz. O çocuklar da vatan – millet aşkına düşüyor sadece sokaklara. İstanbul’da trafiği kilitleyen de, suyu azaltan da, birçok farklı kimliği karşısında aynı çatı altında toplayıp toplumu kutuplaştıran da,, iktidarın uygulamalarından başka bir şey değil. Doğru olan başkasının iyi niyetini sorgulamadan önce, kendi iyi niyetini sorgulamaktır. 



2 yorum:

Adsız dedi ki...

Gayet güzel bir yazı olmuş...

Belki olur dedi ki...

Muhteşem bir yorum. Bu ne geniş bir ufuktur, bu ne engin bir bakış açısıdır...

iZ-LeYiCiLeR

e-PoSTa iLe İZ-Le