26 Ağustos 2010 Perşembe

ŞEYTANIN AVUKATI: HALLAC-I MANSUR

"Ey Allah’ın Peygamberi, sizin de şeytanınız var mı?"
"Evet, ama ben şeytanımı Müslüman ettim."

İblis Vs Şeytan

Maniheizm, Zerdüştilik,, gibi Kadim İran Dinleri ve Hıristiyanlığın etkileriyle halk arasında kötülük meleği şeytan olarak bilinen İblis, aslında dumansız ateşten yaratılmış (Araf 12, Sad 76) bir cindir (Kehf 50). Cinler, meleklerde olmayan öz(ü)gür iradeye sahiptirler. Cenin, cinnet, cennet,, gibi kelimelerle aynı kökten çekimlenen cin kelimesi, “daha görülmemiş, tanınmamış, yabancı” anlamlarına gelir.

Şeytanın kavram uzayı ise Müslümanlıkta İblis’inkinden daha geniştir, şeytan bir sıfattır: Cinlerden, insanlardan, hayvanlardan,, herhangi biri şeytan diye adlandırılabilir. Kelime anlamı “kovulmuş, lanetlenmiş, taşlanmış”tır.

Kur'an'da İblis'in cennetten kovulmasına kadar geçen zamanı anlatan ayetlerde İblis için şeytan kelimesi kullanılmamaktadır. Şeytanlarıyla beraber İblis cennetten kovulduktan sonra, Âdem ve Havva bir şeytanın vesvesesiyle yasak elmanın tadına bakarlar. İblis kovulduğu için zaten cennette değildir ve Kur'an'ın doğrulayıcısı ve tamamlayıcısı olduğu eski ahitte bu şeytanın bir yılan olduğu görülebilir.

Azazil Vs İblis

İblis'in Adem'e secde etmeyişini Hallac-ı Mansur'un TaVaSiN’inden okuyunca taktir edip, inşallah İblis, Mansur'un düşlediği gibi düşünmüştür diye dua etmiştim. Mansur’a göre İblis, cennet halkının "tek"liğe en çok inanan ve tapınan bireyidir: Meleklere öğüt verir ve cennet üzerinde secde edilmedik tek bir nokta bırakmadığı için Azazil diye anılır. Âdem için “Secde et” denildiğinde, o şöyle der:
- “Senden başkasına secde etmem!”

Allah'ın “Lanetim senin üzerine yağsa bile mi?” sorusuna da şöyle cevap verir:
- “Benim için, bu bir ceza değil. Karşı çıkmamla, senin katıksızlığını onaylıyorum. Aklım seni anlamıyor. Âdem'in sana benzerliği nedir ve ben ki İblis'im, senden farkım nedir?”

Bunları söylerken aslında görkem denizine düşer İblis ve kendi içinde O'na çok yaklaştığı için, öz(ü)gür iradesinin varlığını unutur. Ona göre secde etmesi gerçekten gerekli olsa, Allah onun secde etmesini sağlayacaktır. Bu yüzden, cennette melekleri iyiliğe yöneltmek yerine, dünyada insanları kötülüğe yöneltmeyi ister.

Ateş ile toprağın iki zıt varlık olduğunu ve anlaşamayacaklarını düşünür İblis. "Tek"liği bir anlık kavrayamaz ve inancına kibir düşürür. Ona göre kendisine ceza verilmemiştir. Önceden kendi mutluluğu için Allah'a hizmet ederken, artık Allah için Allah'a hizmet edecektir.

2 yorum:

Belki olur dedi ki...

Hâlen böyle mi düşünüyorsun bilmiyorum fakat Kur'anda apaçık düşmanımız olarak tanıtılan bir varlık veya olgunun Hallac'ın dilinde teklik meklik ayağına böyle laf ebeciliğiyle meşrulaştırılması daha ihlas suresindeki "ehad" kelimesiyle bile yerle bir olan bir mantık temeli ortaya çıkarıyor. Bu panteist düşünceler O'nu anlamaktan çok uzaklara götürüyor bizi. Ha okurken edebi olarak göze-kulağa hoş geliyor ama Kitab'taki gerçekler bunlar değil.

,,sU LeKeSi dedi ki...

Kendi düşüncemi yazmamıştım ben, Hallac'ın düşüncesini aktarmıştım sadece...

Fakat şunu da eklemeliyim: bence Hallac, tasavvuf ehli arasında farklı bir yerde duruyor. İbni Arabi, Celaleddin Rumi ve benzerlerinin yazdıklarındaki gibi çok açık değil onun yazdıklarında şirk. Zira o, diğerlerinin aksine meşrulaştırmaktan kaçınıyor ele aldığı varlık ve olguları. Ya da en azından bana öyle geliyor. O kadar uzun zaman geçti ki tasavvuf okumalarımın ardından. Bazı şeyleri olduğu gibi değil de olmasını istediğim gibi hatırlıyor da olabilirim.

İblis/şeytan ve meşrulaştırma ilişkisinde benim genellikle ilgimi çeken senin işaret ettiğinin tam tersi yöndeki ilintililik. Biz müslümanlar kendi kötülüğümüzü İblis ve şeytan kavramları üzerinden meşrulaştırma eğilimindeyiz. Kendi dışımızda onlar merkezli bir mutlak şirk odağı tanımladıktan sonra, onlarla ilişkilendirdiğimiz herkese ve her şeye çok kolay kötülük yapabiliyoruz.

Bu bağlamda Hallac'ın bakış açısının bize olumsuz değil, olumlu bir etkisi olabilir. Zira mutlak kötülük kavramı eriyor o bakış açısında ve İblis'in tevhidden şirke nasıl evrildiğini an'lamaya çalışır buluyorsun kendini. Bundan da kendi payımıza çıkartacağımız epey bir ders var sanırım.

iZ-LeYiCiLeR

e-PoSTa iLe İZ-Le