19 Temmuz 2008 Cumartesi

TDG

15 Haziran 2008 Pazar 13:19
TDG için ilk 70 sayfadaki iz-lenimim gayet olumlu: 2 yer dışında okurken hiç rahatsız olmadım. Sanırım ilk rahatsızlığım ilerledikçe kaybolacak. İkincisi içinse - hümanizm içinse - şüpheliyim, o sanki kurtulması güç bir bela..

Ama ilk 70 sayfa için bile şunu söyleyebilirim: Bazı insanları kafalarındaki İslam kavramından kurtarabilmek için saatlerce çırpınacağıma, bu kitabı onlara hediye edebilirim. Ama herkese değil yine.. Bazılarına Dine Karşı Din, bazılarına Tawasin, bazılarına Makalat,, daha iyi gelebilir.. Zihinsel mekanda eşzamanlı yaşamıyoruz aslında ;) Zihinsel zaman da sürekli bir çizgisellik sergilemiyor, başı ve sonu yok, dairesel gibi..
15 Haziran 2008 Pazar 23:49
TDG sayfa 100, yorum güncelleme:

1) Hümanizm konusunda şüphem yok, umarım bu kitabın ilerleyen kısımlarında fazla bela açmaz başıma. Tahakküm ilişkilerinden kurtulmak için insanı merkeze koyup yüceltmek bence gereksiz ve de sakıncalı bir iş. Tanrı'ya hakkını versek her şey çözülecek..

2) Bir dini yorum metninde benim için öncelikli olan şey aksiyom(lar)/belit(ler). Bu kitap belitleri açısından gayet temiz gibi.

3) Herhangi bir belit kümesini kabul etmek onlardan türevlenerek kurulabilecek her olası geometriyi kabul edeceğim anlamına gelmez. Dinin kurumsallaşmayıp, kişiye göre şekillenebilmesi de ancak bu sayede gerçekleşir.

Yazarın reankarnasyon/tenasüh çıkardığı ayet ilişkilerinden bir başkası aynı belitlerle eş-koşut evrenler ve zamanda yolculuk da çıkartabilir. Ya da böyle çıkarımlara gerek duymayabilir. Önemli olan çıkarımları sorgulayarak belitlere uygun yere varmak. Bunu unutmamak gerek.

4) Bu tür metinler bir özellikleri sayesinde hem çok yararlı, hem de çok zararlı olabilir: Kişiyi yerleşik akla iman şirkinden kurtarmak için karşıt örnek olarak kullanılabilirler. Ama kişi bu noktada kendi sorgu ve yaratıcılık süzgecini devreye sokup, inancını yeniden kurmayı denemezse; kitabın aklına iman edip, bir şirkten çıkıp başka bir şirke düşebilir.
22 Haziran 2008 Pazar 03:47
TDG sayfa 283, yorum güncelleme:

1) Yazarın kurduğu tevbeli tekamül felsefesi kendi içinde tutarlı olsa da; sadece kız çocuklarının diri diri gömüldüğü zamanlarda değil, günümüzde de tehlikeli. Hukuk Devleti bence Foucault'un dediği gibi yerini Normalizasyon Devleti'ne bıraktı, artık hukuk kuralları bile birer norm gibi işliyor..

Bu felsefe belki biraz daha derinleştirilirse tehlikesi azalabilir. Bakalım yazar ilerleyen sayfalarda ne yapacak.

2) Yer yer ufak tefek bilgicik hataları var. Önemli olan onlar üzerinden yapılan çıkarımlar aslında ve doğrularıyla yer değiştirilirlerse belki çıkarımlar değişmez. Ama Tanrı'yı konuşturan bir üslupta bunlar göze batabilir. Hiç dini bilgim olmasa ve dini Kur'an'dan önce bu kitapla tanımaya başlasam, her şeyi bir kenara itebilirim.

Aynı sorun din adına söz sahibi(!) birçok yazarda göze çarpıyor. Keşke bu yazarlar din dışı konularda kullandıkları bilgilerin hakkını verseler de gölge düşürmeseler düşüncelerine.

3) Benim için yazarın yıkmayı denediklerinin kurmayı denediklerinden daha önemli olduğunu ve herkesin bazı kavramları kendi kendine kurması gerektiğini üstü kapalı da olsa belirtmiştim. Yazar eleştirip yıkma konusunda gayet iyi giderken bir noktada çuvalladı: Atatürk.. Bence müslümanlığın normalizasyon aracı olarak kullanılıp, kullanılmadığını anlamak için biraz daha okuyup, düşünmeli. En azından bir yerin köy olabilmesi için orada cami olması gerektiğini söyleyen köy kanununu falan bilmeli..

4) Cami demişken.. Tanrı'yı konuşturmadan önce Cami-Mescid arasındaki ayrıma da bir baksaymış keşke..
22 Haziran 2008 Pazar 17:14
TDG sayfa 352, yorum güncelleme:

1) Kur'an'ın hem müfessir, hem de müfesser olduğunun gayet bilincinde olan ve ona bu sıfatlarının hakkını iade eden yazar keşke Tanrı'ya "Sonsuz Tanrı'yı simgeler" ya da "Evrim insanın maymundan geldiğini söyler" gibi cümleler kurdurtmasaymış. Üzülüyorum gerçekten. Sonsuz tane sonsuz olduğunu bilen bir matematikçi "Yani sonsuz tane Tanrı mı var?" diye sormaz mı? Ya da evrimi hakkıyla bilen bir biyolog "insanın yazdığını - bilimsel kitapları ve makaleleri - doğru düzgün okuyup anlayamıyan bu adam mı Tanrı'nın kitabını doğru düzgün okuyup anlayacak, şaşırmayın" demez mi? Ne gerek var bilmediğin alanlarla felsefeni süslemeye çalışmanın? Ne de güzel kurmuşsun felsefeni, bir dolu kavramı ne de güzel almaşık anlamlarla yüklemişsin. O kısımları çıkartsan bir şey kaybedecek mi kitap? Hayır.. Ama o kısımlar yüzünden birçok şey kaybedecek. O alanlarda uzman olan ve yazarın yalan yanlış şeyler söylediğini gören birisi için herhangi bir değeri olabilir mi bilmediği alanlarda söylenenlerin? Cidden yazık.. Birkaç tefsir dersine gittiğim Mustafa İslamoğlu'nun da tek sevmediğim özelliği bu ciddiyetsizlikti. Bilgi güvenilirliği konusunda titiz olmayan birisinin yararından ziyade zararı dokunabilir millete.

2) Umarım yazar kitabın bir yerinde "Bunları yazan da herkes gibi birisiydi, muhakkak aslını/doğrusunu Allah bilir" babında bir şeyler söyler de bir şirkten diğerine yuvarlanmanın önünü açmaz.
26 Haziran 2008 Perşembe 14:19
TDG son sayfa, yorum güncelleme:

1) Bu kitabı da diğerleri gibi bir tefsir kitabı olarak kabul edebilirim. Ama doğrudan Tanrı'nın bir müdahalesi olarak kabul edemem, bence yazarın yaratılmış kısmı kurguda daha baskın. Yoksa kurgudaki Tanrı neden sonsuz tane sonsuz olduğunu, İblis'in cinlerden olduğunu ya da evrimin maymundan gelmek demek olmadığını bilmesin? Bir an kitabı gerçekten Tanrı müdahelesi olarak kabul etsem, o zaman Tanrı yazara yalan söylemiş olmak durumunda. En iyisi bunu kabul etmemek..

2) Yazarın yerleşik İslam anlayışını saldırdığı noktaların çoğuna katılıyorum. Benim yazılarıma bakınca bunu öngörmek zor olmasa gerek.

2) En çok Ben-O-Biz/Tanrı-Tanrısal yaklaşımını, ondan türevlenenleri ve Tanrı ile samimi diyalog kurabilme cesaretini sevdim. Bence bu bile insanlara çok şey katabilir.

3) Yazarın sunduğu tenasüh içerikli tevbeli tekamül felsefesi üzerine pek düşünmediğim bir konu. Nedeni daha önce de belirttiğim gibi alternatif felsefeler üretilebilmesi. Ve birkaç başka ayeti göz önünde bulundurursak, alternatifler daha çekici olabilir. Sanki bir yerden sonra yazar çıplak zihnini bu felsefenin gözlükleriyle gölgelemiş.

4) İndigo Çocuklar hakkında pek bir şey bilmiyorum. Ben de şu anda yazdığım bir romanda - boz(uk) kitap - yarınları otistik çocuklara bırakıyorum. Ama inşallah sonunda şunu diyebileceğim: "Bunları yazan da herkes gibi birisiydi, muhakkak aslını/doğrusunu Allah bilir"

5) Kitabı kimin için okuduğumu sanırım artık biliyorum. Yıllardır dindar olduğumdan haberdar olduğu için içten içe üzülüp, beni uzaktan sevmeyi seçen birisine armağan edeceğim..

6) Muhakkak doğrusunu O bilir..
19 Temmuz 2008 Cumartesi 02:20
TDG son yorum:

1) Kitabın ardından pek bilmediğim birkaç mezhep ve din hakkında okumalar yapmak zorunda hissettim kendimi. Yazarı oturtabildiğim bir gelenek var artık.

2) Yazar sayfasında kendine küfredilen, tehditler savrulan yorumları da yayınlıyor, kendini göklere çıkaranları da.. Ben de burada yazdığım yorumları gönderdim. Ama yayınlamadı ;)

Hiç yorum yok:

iZ-LeYiCiLeR

e-PoSTa iLe İZ-Le