21 Ekim 2014 Salı

Yurdum Mucitleri




Benim hep içim burkuluyor böyle bilim haberlerini okurken, birden parlayan öfke yerini önce acıya, sonra da hüzne bırakıyor. 

Tatvanlı Medeni abiye doğru düzgün bir şekilde bilimsel eğitim verilseydi, bu merak ve motivasyonla kim bilir ne güzel şeyler yapardı hem kendisi, hem de bizler için. 

Haydi, ona böyle bir imkân yarat(a)madık diyelim. En azından televizyonlarda, gazetelerde, kitaplarda,, vs karşısına çıkartsaydık hakiki bilimle tanışma imkânını! Hem böyle rezil olmazdı farkında olmadan, hem de hala güzel şeyler yapma fırsatı olabilirdi.

Biz ne yaptık peki? 

Hollywood propagandalarına taş çıkartan, şunun gibi algı/toplum mühendisliği ürünleri tasarladık devlet eliyle: erke dönergeci. 

Bilim haberciliğinin yüz karası Türkiye medyası (bakınız: bilim-bilmiyim) sınırsız enerji üretebileceğimize inanmışken, Medeni abi nasıl inanmasın?  

Evrim ve kuantum teorileri hakkındaki saçmalamalara bile topluca itiraz edemeyen akademimiz, bu olanaksızlık karşısında da kuzuların sessizliğini bozmamışken, o nereden bilsin kendi kendine neyin peşinde ömrünü törpülediğini?

Seküler devletin meşruiyet devşirmek için – özellikle milli eğitim aracılığıyla – bilim üzerindeki tahakkümünün de, cahil medyanın ideolojik aygıt olmaktan öteye gitmesini engelleyen korkaklığının da, kendine bile yetmekten aciz akademinin bilgiyi toplumla paylaşmada yeteneksizliğinin de canı cehenneme. 

Şu an önemsediğim onlar değil, Medeni abi gibi yurdum mucitleri.

Zaten kaç kişi çıkıyor toplumda maç skorlarını, seçim sonuçlarını, paparazzi dedikodularını,, vs değil de böyle adam akıllı şeyleri merak eden? Onlara da layık gördüğümüz sona bakın hele: âleme madara olup, akademideki çoluk çocuğun diline düşmek!

Oysa ne güzel şeyler yapabilirdi Medeni abi bu merak ve motivasyonla? 

Düşünsenize ya hu! Düşünsenize...

16 Ekim 2014 Perşembe

Büyük Düşler, Küçük İnsanlar




Büyük düşler kurmak, herkese göre değildir. Sakın kanmayın zamanın filmlerine, dizilerine ve kitaplarına. 

Barış Manço'nun küçük oğlu, babasının ülke ülke dolaşıp, dünya çocuklarıyla yaptığı programları izleyemezmiş. Kızarmış babasına kendisiyle değil de onlarla olduğu için. Bunu görmeye dayanamazmış o küçük yüreği. Fakat o kadar özlermiş ki babasını, koltuğun arkasına geçer, programın sesini dinlermiş.

O, en azından Barış Manço'ydu. Şarkılarıyla hala binlerce çocuk büyüyor. Peki ya biz? En yakınlarımızı üzerken, kimleri mutlu edebilir, dünyada neyi değiştirebiliriz? Daha onlara yetmezken, kimlere yetebiliriz, değerli ne yapabiliriz?

Düşünmeye başlayacaksanız birilerini, önce sevdiklerinizle başlayın. Onlarla kuramıyorsanız arzu ettiğiniz hayatı, bu hayatta başka hiçbir işe yaramazsınız. Ne yatacak yeriniz kalır, ne de kalkacak zamanınız. Ölümünüz bile azaltamaz bencilliğinizi, yetersizliğinizi ve değersizliğini.


15 Ekim 2014 Çarşamba

Yönetişim Savaşları 6 – Kobanê Cephesi



İrade ve kudret, merhametle dengelenmeksizin zulümden başka bir şeye sebep olmaz. Özne, isterse birey olsun, isterse halk, isterse millet, isterse toplum.. ..isterse de tanrı. Keşke bunu biraz idrak edebilsek!


iZ-LeYiCiLeR